Bugün : 27 Mart 2017, Pazartesi

Favorilere Ekle!

ballottement nedir?

ballottement : n. 1. Sıvı içindeki bir cismin, aniden ileriye doğru itilişini takiben tekrar eski yerine dönüşü (sıvı ortamda bulunan tümör v.s. oluşumun varlığını ve büyüklüğünü tesbitte kullanılan bir muayene metodu); 2. Amnion sıvısı içinde fetüsün mevcudiyetini, dolayısıyla gebeliğin kat'i belirtisini göstermek üzere uygulanan bir metot (Bk. external ve internal ballottement).

Abdominal ballottement : Bk. eşternal ballottement;


Direct ballottement : Bk. internal Ballotetement;


External ballottement : Gebe karnının iki yanına konan ellerden birisi uterus duvarı üzeirnden fetüsü ani olarak karşı yöne ittiği zaman fetüs'ün diğer ele çarpması;


İndirect ballottement : Bk. external ballottement;


Internal ballottement : Gebe kadında, yumuşayan serviks aracılığıyla fetüs kısımlarının parmak ucuyla yukarı itilişini takiben, bu kısımların tekrar aşağıya inerek muayene eden parmağa çarpması;


Vaginal ballottement : Bk. internal ballottement.


  • A

    Tıp Terimleri A

  • B

    Tıp Terimleri B

  • C

    Tıp Terimleri C

  • D

    Tıp Terimleri D

  • E

    Tıp Terimleri E

  • F

    Tıp Terimleri F

  • G

    Tıp Terimleri G

  • H

    Tıp Terimleri H

  • I

    Tıp Terimleri I

  • J

    Tıp Terimleri J

  • K

    Tıp Terimleri K

  • L

    Tıp Terimleri L

  • M

    Tıp Terimleri M

  • N

    Tıp Terimleri N

  • O

    Tıp Terimleri O

  • P

    Tıp Terimleri P

  • Q

    Tıp Terimleri Q

  • R

    Tıp Terimleri R

  • S

    Tıp Terimleri S

  • T

    Tıp Terimleri T

  • U

    Tıp Terimleri U

  • V

    Tıp Terimleri V

  • W

    Tıp Terimleri W

  • X

    Tıp Terimleri X

  • Y

    Tıp Terimleri Y

  • Z

    Tıp Terimleri Z

concentration : n. 1. Sıvının buharlaşarak yoğun hal gelişi, yoğunlaşma, koyulaşma; 2. Zihnin belli bir konu üzerinde toplanması, dikkatin belli bir noktaya yönelmesi; 3. Eriyen madde ile eritici madde miktarı arasındaki oran, eriyik içindeki eriyen madde miktarı.


contact : n. Bir hasta ile temas halinde olduğundan başkalarına hastalık nakledebilen kimse, portör.


convulsive : a. 1. Konvülsiyon'la ilgili; 2. Konvülsiyon gösteren.


craniotabes : n. Rahitiste kafa kemiğindeg örülen yumuşama.


cytoplast : n. See. cytoplasm.


enchondroma : n. Kıkırdak dokusunda olan tümör.


endosepsis : n. Vücut içinde oluşan toksik maddelerin kana geçmesi ile meydana gelen zehirlenme, iç kaynaklı zehirlenme.


flail chest : n. Kırık nedeniyle göğüs kafesinin sabit durumda olmaması.


gasometer : n. biochem. a) Gazometre, gaz ölçüsü b) Gaz deposu.


glaze : n. Perdah (dişçilikte).


hypocinesia : n. see: Hypokinesia.


left-handedness : n. Solaklık.


longissimus : n. en uzun.


lumbricoid : a. 1. Solucana benzeyen, kurt şeklinde; 2. See: Ascaris lumbricoides.


monophobia : n. Yalnızlıktan korkma, yalnızlık korkusu, monofobi.


neurotrosis : n. Sinirin dezelenmesi, sinir incinmesi, nörotroz.


otodynia : n. See: Otalgia.


pedicel : n. Sap.


pericapsular : a. Kapsül çevresinde, kapsülü çevreleyen.


polarimeter : n. Şeker solüsyonlarının ışğı saptırma derecelerini ölçmeye yarayan alet, polarimetre.